Yazar - Detay - Üst

Melik Nazır ESİRCİ

Melik Nazır ESİRCİ

5 Kasım 2018 Pazartesi 09:21:36

542 kez okundu.

Yazarın Biyografisi Yazarın Diğer Yazıları

BENİ ZORLAMA


Ben bu ülkede doğdum. Ülkemin insanının çoğunun olduğu gibi benim ailem de Müslüman olduğu için ben de Müslümanım. Ben bunu biliyorum ve kabul ettim. Ama bana Müslümanlığımı, ne yapacağımı, ne yapmayacağımı sen hatırlatma, beni zorlama. Benim başımı örtmem gerektiğini, sakal bırakmam, sarık sarmam gerektiğini, namaz kılıp kılmadığımı, oruç tutup tutmadığımı iki de bir başıma kakma. Sen böyle yaparsan ben daha iyi Müslüman olmam, belki senin yüzünden dinimden soğurum.


Hele ki devlet, halkının çoğunluğunun Müslüman olduğuna güvenerek, herkesi Müslüman yapmaya, dindar yapmaya çalışmasın. Bana zorla din dersi vermesin. Ben öğrenmek istersem, gider öğrenirim ve emin ol, senin öğretmek istediğinden daha iyi öğrenir ve seve seve uygularım. Ama zorunlu din dersi, zorunlu peygamberin hayatı, zorunlu kurân dersi verirsen veya bu dersleri almama seçeneğini imkansız hale getirirsen, devlet olarak gençleri daha dindar değil, ancak ‘deist’ yaparsın.


Her okulu İmam-Hatip’e çevirirsen, hatta neredeyse imam-hatip ilkokulu açacak kadar her yeri imam-hatip tabelalarıyla doldurursan, insanları imamdan da hatipten de soğutur, nefret ettirirsin. 


Bana iki de bir Türklüğümü hatırlatma. Ben bu ülkede doğdum ve Türk olmaktan başka bir şey aklıma gelmedi zaten. Ama sen her sabah güne “türküm demekle başlayacaksın” diye beni zorlarsan, o zaman kulağıma kar suyu kaçırırsın. Benim “gürcü, çerkes, kürt, abaza, boşnak” olduğumu hatırlatmış olursun. Düne kadar aklımıza gelmeyen “kırmızı tavşan” artık aklımızdan çıkmaz olur. 


Ben bu ülkede doğdum ve ülkenin 100, 1000, 5000 yıllık geçmişindeki bütün büyükleri, benim bugün huzur içinde bu topraklarda yaşamama imkan sağlamış ulular olarak seviyor ve sayıyorum. Ama sen her fırsatta “şu kişiyi sevmeye mecbursun, sevmezsen makbul vatandaş olmazsın” diyerek tehdit etme, korkutma. Belki bugün korkarak susarım ama hiçbir zaman sen dedin diye o kişiyi sevmem. Çünkü sevgi, sevenle değil, sevilenle alakalı bir duygudur. Kaşıma bu duyguyu. İki de bir kafama kakarsan sadece “sana ne, sevmiyorum işte” dedirtirsin. 


Devletin isim verme hakkına sahip olduğu bütün yer, tesis ve kurumların isimlerinin “Atatürk” olmasını isteme. Bu en çok o şahsa zarar verir. Sulandırır. Preveze deniz zaferinin yıldönümü töreni dahil, her töreni onun adıyla açmak, her işe onu anarak başlamak, kanarya sevenler derneği toplantısına bile ona saygı duruşuyla başlamak zorunda tutmak, o kişiye saygıyı sevgiyi artırmaz, ancak sulandırır ve nefrete dönüşebilir. Bütün sokaklar, caddeler, meydanlar, okullar, stadlar, havaalanları, limanlar, köprüler o adı alınca daha mı çok değer verilmiş oluyor sanıyorsunuz? 


Aynı şekilde, “15 Temmuz” ismini yaşatmak için de, her belediyenin açtığı kıytırık tesise “15 Temmuz ‘parkı, bahçesi, tesisi, ormanı, kreşi vs’ adını vermek” de insanların zihnindeki o büyük direnişi sulandırmaktan başka bir işe yaramaz. Yapma bunu!
Her şeyi tadında, ölçüsünde, zorlamadan, başa kakmadan, bıktırmadan, gınaa getirttirmeden yaparsak daha sevgili, daha huzurlu bir ülke oluruz, buna emin olun.


Melik Nazır ESİRCİ

Yazar - Detay - Alt
 

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.