Yazar - Detay - Üst

İbrahim Birol Ergün

İbrahim Birol Ergün

10 Ocak 2017 Salı 10:42:49

436 kez okundu.

Yazarın Biyografisi Yazarın Diğer Yazıları

Barış Ve Huzur İçin

Dünya 20. asra 4 büyük İmparatorluğun; Osmanlı, Rus, İngiltere ve Avusturya-Macaristan Devletlerinin hâkimiyeti altında girdi. I. Dünya Harbi neticesinde bu İmparatorluklar Dönemi sona erdi. II. Dünya Harbine kadar çeyrek asırlık dönemde Avrupa’da bazı ülkelerde (Almanya, İtalya, İspanya) Faşist Diktatörlükler bu boşluğu doldurdu. Faşizmi ve zorbalığı ortadan kaldırmak, insan hakları ve demokrasiyi hâkim kılmak (!) için başlayan II. Dünya Harbi sonucu bu diktatörlükler de yıkıldı.

Hürriyet ve insan hakları yolunda insanlık çok büyük acılar çekti. 50 yıldan beri de bu yolda mücâdele etmeye devam ediyor.

Bu 50 yıllık mücâdeleler neticesinde insanları zâlimlerin zulmünden koruyacak (!) güya zayıfları güçlülere ezdirmeyecek Birleşmiş Milletler Teşkilatı (1945), NATO (1949) ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi kuruldu. Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi yayımlandı.1957 de Avrupa Ortak Pazarı ve Avrupa Birliği çalışmaları başladı.

Dünyadaki bu gelişmelere dayanamayan insanlık düşmanı Komünist Sovyetler Birliği dağıldı. Ama yeryüzünde istenen insan haklarına dayalı barış ve huzur yine gerçekleşmedi. Çünkü yapılan bütün çalışmalarda ve gerçekleştirilen her oluşumda mantık “güçlünün haklı olduğu” fikrine dayanıyordu. Hâkim olan çatışmacı müstekbirler “düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz” düşüncesini taşıyorlardı. Hal böyle olunca NATO’nun düşman gördüğü Sovyetler çökmüştü. Onun yerine bir düşman bulunması gerekiyordu. Teacher (eski İngiliz Başbakanı) bu yeni düşmanın İSLÂM olacağını ilân etmiştir. Tâkip edilen bu yanlış yol neticesinde Müslümanların yaşadığı dünyanın en hassas bölgelerinde yeniden savaşlar başladı. Irak-İran savaşı, Körfez Savaşı, Bosna, Çeçenistan, Azerbaycan ve Somali’de çarpışmalar, Irak’ın işgali, İsrail-Lübnan ve Gazze savaşları, Afganistan’ın işgali. Bu kafayla devam ederse her an her yerde yeni savaşlar ve yeni insanlık suçları…

Bu mantıkla hareket eden ABD “düşman” yerine, terörle özdeşleştirdiği İslam’ı, El-Kâide vs.yi koyarak dünyanın dört bir yanına kanla, gözyaşıyla, bombalarla “demokrasiyi”(!) getireceğini vaat ediyor.

Bütün bunlardan sonra Batı Dünyasında yeryüzüne barış ve huzur getirmek için oluşturulan kurumların neden başarılı olamadığı anlaşılıyor.

Yaşanan bu tecrübelerden sonra huzur, barış ve insan hakları tesisi için yapılan yanlışlıkların terk edilmesi yeni bir dönemin kurulması mutlaka gereklidir. Ve mutlaka kurulacak olan yeni oluşumlarda geçmişten ders çıkarılmalı ve aynı hatalar tekrar edilmemelidir.

O halde insanlığa barış ve huzur için şunları önerebiliriz:

Birleşmiş Milletler de güçlünün haklı olduğunu gösteren, büyüklerin (ABD, Rusya, İngiltere, Çin, Fransa) veto haklarının bulunması ki; kendi aleyhlerinde olan kararları veto edebiliyorlar. Güç ellerinde olduğu için bir kısım ülkelere kendi menfaatleri doğrultusunda ambargolar uygulayabiliyorlar. Batılı müstekbirler “insan hakları ve özgürlük olsun ama sadece bizim olsun” gibi bir çifte standart içindeler.

O halde; “Çifte standart değil, adalet”, ”Üstünlük değil, eşitlik” diyoruz.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve diğer bölgesel savaşlar, hiçbir savaş insanlığa huzur getirmedi. Düşmanlık hiçbir zaman bir çıkış yolu olmadı. Barış ve huzuru düşmanlık değil, ancak diyalog ve samimi bir işbirliği getirebilir. Bütün kültürlerin bir arada yaşayabileceği kabul edilmelidir.

O halde; “çatışma değil diyalog” diyoruz.

Yine 20. asrın batılı zengin ülkeleri sömürgeciydi. Bu yüzden ellerine her fırsat geçtiğinde zayıfları

sömürdüler.Verdikleri ağır faizli borçlarla bunu gerçekleştiriyorlardı. Bir yerde huzur ve mutluluk varsa bu hep beraber olur, tek taraflı olmaz elbette. Bir toplumun öbürünü sömürmesi, fakirleştirmesi doğru bir şey değildir.

O halde; “sömürü değil işbirliği” diyoruz.

I. Dünya Harbinden sonra insanlık barış ve huzuru “Kuvvetli ırkların zayıf ırkları yok etmesi tabiatın bir gereğidir” diyen faşist sitemlerde aradı. Bu sistemler insanlığa çok büyük acılar yaşattılar. Bu belâdan ikinci bir Dünya Savaşıyla kurtulunmaya çalışıldı. “İnsanlık”, “İnsan Hakları” ve “Özgürlükler” yolunda güzel adımlar atıldı, daha doğrusu güzel isimler bulundu. Ancak bu kavramların içi tam olarak doldurulamadı.

O halde diyoruz ki; “Baskı ve faşizm değil insan hakları ve özgürlükler.

Son olarak da “materyalizm ve mâneviyatçılık” ile ilgili mücâdeleye değinelim. Bir insanda materyalist, maddeci düşünce hâkim olursa, ki bu insanda Darwin gibi bir Yahûdi ise “Kuvvetli ırkların zayıf ırkları yok etmesi tabiatın bir gereğidir. Tekâmül (gelişim )için ortada bir düşmanın bulunması ve bu düşmanla devamlı savaşılması hayatın kanunudur.” Şeklinde düşünür. Bu yüzden bütün diktatörlüklerde hep bu yanlış zihniyetin etkisi altında kalınmış, bu maddeci zihniyetin hâkim olması için çalışılmıştır. Bu materyalist düşünce daima mâneviyatçı düşünceyi yok etmeye çalışmıştır. Materyalizmi ayakta tutmak için çalışan Darwin Nazariyesi (Evrim Teorisi) günümüzde yapılan ilmî çalışmalar neticesinde nazariyeden (görüşten) ileri gidememiştir. Ayrıca 20. asırda insanlığın yaşadığı acılar, temeli düşmanlık ve savaş olan materyalizmin ve Darwinizmin itibarını da ortadan kaldırmıştır. Böylece temeli sebat, sevgi ve kardeşlik, huzur ve barış olan mâneviyatçılık ön plana çıkmıştır.

Kısacası materyalizm savaş demektir. Maneviyatçılık ise barış.

O halde bizde “savaş değil barış” diyoruz.

Bütün buların kabul gördüğü bir dünya dileğiyle…

Yazar - Detay - Alt
 

KISACA BİZ

Ribat Eğitim Vakfı Adapazarı Şubesi olarak 1995 yılından beri sevgili hemşehrilerimize hizmet etmek çabasındayız. Kadın, erkek ve çocuklar olarak tüm aile fertlerine eğitim, kültür ve sosyal konularda programlar düzenlemekteyiz. Maddî ve manevî yönden katkılarda bulunmaktayız.

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.