Yazar - Detay - Üst

Sait ÖZDEMİR

Sait ÖZDEMİR

13 Ağustos 2018 Pazartesi 21:33:20

171 kez okundu.

Yazarın Biyografisi Yazarın Diğer Yazıları

Nimet Şükrettigin Zaman Baki Kalır.

Büyük nimetler isteyince, unutma ki onları elde etmek için şöyle böyle çalışmak yetmeyecek ve varlığından başka şeylerin bir parçasından tamamıyla vazgeçmen, bir parçasını başka bir zamana bırakman lazım gelecektir. Epictetos

Sahip olduğumuz nimetin kıymetini karşısında ne kadar şükrediyoruz?

Yanımızda olan sevdiğimiz değer verdiğimiz insanların varlığından dolayı ne kadar şükrediyoruz. Eşimiz ve çocuklarımız başta olmak üzere elimizdeki imkânların kıymetini ne kadar takdir ediyoruz.

Unutmayalım ki; Bazı nimetler vardır ki, onlara sahip olamamak büyük bir nimettir der Hz. Ali efendimiz.(r.a.)

Nimet, şükrettiğin zaman baki kalır. der,Hz. Ömer  efendimiz (r.a.)

Basit insanlar, sahip oldukları nimetin kıymetini elden çıkmadan bilmezler Sophokles

Büyük nimetlere kavuşan kimse, bunların kıymetini bilmeli. Cenab-ı Hak takdir etmeseydi, imkân vermeseydi, seçmeseydi, kim içinde bulunduğu nimetlere kavuşabilirdi? Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Verdiğim nimetlerime şükrederseniz, artırırım. Eğer verdiğim nimetin kıymetini bilmezseniz, bunun Allah'ın size bir lütfu, bir ihsanı ve bir nimeti olduğunu unutursanız, elinizden alırım, sonra da size çok acı azap yaparım.)

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:“Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm. En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.

“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun? Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz? ”Ne istiyorsan veririm. Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: “Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim. Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler. Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır. Bilge sorar:“Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin? Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir. Bilge hoca çok kısa cevap verir: “Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir. Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır. Mesele o kuyumcuyu bulmaktadır…

Kalın sağlıcakla…

Sait ÖZDEMİR

Aile Eğitimi Uzmanı &Uzman  Psikolojik Danışman

 

 

Yazar - Detay - Alt
 

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.