Yazar - Detay - Üst

Yusuf Yavuzyilmaz

Yusuf Yavuzyilmaz

9 Mart 2018 Cuma 11:31:33

193 kez okundu.

Yazarın Biyografisi Yazarın Diğer Yazıları

28 Şubat Darbe Geleneği Ve Türkiye

 

28 Şubat öncesi ve sonrasıyla Türk siyasetinde köklü değişimlere yol açtı. Kuşkusuz 28 Şubat, özellikle 1960 darbesiyle kurumlaşan bir darbe geleneğinin sonucu olarak gerçekleşmiştir.

 

 1950 öncesi TCF ve SCF deneyimleri bir yana bırakılacak olursa gerçek anlamda ilk seçim 1950 yılında olmuştur. 1950 seçimleri Türkiye’de modernleşmenin öncülüğünü yapmış bir siyasal kadronun yenilgisi anlamına geliyordu. Kuşkusuz iktidar değişimi merkezi oluşturan Kemalist kesim arasında büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Nihayetinde CHP’nin temsil ettiği modernleşme politikalarına karşı çıkan her siyasal hareket gericilikle suçlanıyordu.

 

DP gibi merkezin dışında siyasal söylemi olan bir partinin iktidara gelmesi, merkezi elinde tutan elitlerde yeni bir arayışa yol açtı. Bu arayışı ortaya çıkaran soru şuydu: Merkezin değerlerine muhalif bir partinin iktidara gelmesi durumunda merkezin değerlerini kim koruyacak?

 

Merkezin değerlerinin taşıyan askeri ve sivil bürokrasi için iktidarın darbe ile görevden uzaklaşmasından daha zor olan, çevreden gelen ve iktidar olan partinin hangi araçlarla kontrol edileceği sorunu idi.

 

Seçimle sonuç alamayacağına ikna olan ve merkezin değerlerini taşıyan askeri ve sivil bürokratik elit el birliği ile 1960 darbesini gerçekleştirdi ve DP’yi iktidardan uzaklaştırdı. Dünya tarihine geçecek hukuk skandalıyla Adnan Menderes ve iki arkadaşı idam edildi. 1960 yargısı “sizi buraya getiren irade böyle istiyor” özdeyişiyle tarihe geçti. Ancak daha da önemlisi darbeyi kurumsallaştıracak bir sistem oluşturmak, dahası merkezin değerlerini tehdit edecek çevre hareketlerini denetim altına almak amacıyla ortaya çıkan arayıştır. Kuşkusuz bu denetimi yapmak için iktidarı denetleyecek bürokratik mekanizmalar oluşturmak gerekiyordu. İşte Anayasa Mahkemesi ve askeri üyelerin ağırlıkta olduğu ve sivil iradeyi denetlediği Milli Güvenlik Kurumu bu arayışın ürünüdür. 1980 Darbesiyle buna merkezi konumu güçlendirilmiş cumhurbaşkanlığı da eklendi. Oluşturulan bürokratik kuşatma ile iktidara gelen partiler eli kolu bağlı bir pozisyonda buluyordu kendini. Görünürde iktidara tavsiye kararı alan MGK, gerçekte iktidarı denetleyen bir kurum pozisyonundaydı. İktidarı denetleyen diğer ayaklar ise Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay’dan oluşan yargı bürokrasisiydi. Bu gerçeği Demirel, “Üç tay engel olmasa kırat şahlanacak.” (Kıratla partisini; Tay ile de Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay’ı kastediyor) özdeyişiyle bu bürokratik gerçeğe işaret ediyordu.

 

28 Şubat, 1960 darbesiyle başlayan, 12 Mart ve 12 Eylülle devam eden merkezi koruma amaçlı kurumlaşmanın son aşaması olarak uygulanmaya kondu. Kuşkusuz çevreden gelen siyasal taleplerin bastırılmasının giderek zorlaşması ve çevrenin bu taleplere cevap vermedeki yetersizliği merkezi elitleri zor duruma düşürüyordu.

 

28 Şubat merkezi oluşturan güçlerin hep birlikte harekete geçtiği bir darbedir. Askeri ve sivil bürokrasi, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Üniversiteler, yargı, siyasal partiler, medya ve bazı sivil toplum örgütleri paralel çalışarak işbirliği içinde hareket ettiler. Ancak toplumsal zeminde yükselen taleplerin bu şekilde denetim altına alınması imkânsızdır.

 

Sonuçta,28 Şubat darbesi, seçimle iktidara gelen partiyi sivil aktörlerinde devreye girmesiyle iktidardan uzaklaştırdı. RP hakkında kapatma davası açıldı ve parti hukuksuz bir şekilde kapatıldı. Toplum irtica bahanesiyle bir sürü değişiklikler yapılarak denetim altına alınmaya çalışıldı.

 

Bütün bu çabalara karşın 28 Şubatın başarılı olması mümkün değildi. Başarısızlığın nedeni sadece yolsuzluklar, yönetim beceriksizliği, siyasal istikrarsızlık gibi etkenler değildi. Kuşkusuz bunların etkisi vardı, ama tüm bunlar etkileyici faktörlerdi. Asıl belirleyici faktör ise 28 Şubat aktörlerinin topluma önerdikleri kimlik ve bu kimliğin oluşturulması için yapılan yasal değişimlerin toplumsal zeminde karşılığının olmamasıydı. 28 Şubatın asıl başarısızlığı toplumsal zeminin değerleriyle olan kopuklukları ve yabancılıklarıydı. Sahip oldukları değerler toplumla sağlıklı bir iletişim kuracak dili oluşturmalarına engeldi.

 

28 Şubat aktörlerinin iddia ettiği gibi, süreç bin yıl sürmedi; sürecin ne kadar süreceğini okuyacak sosyolojik birikimden yoksundular. Oluşturmak istedikleri düzen ancak 4,5 yıl sürebildi. İktidardan bin yıl uzak tutmak istedikleri siyasal hareket 2002 yılında tek başına iktidar oldu. Ak Parti iktidarı göreve başladığı andan itibaren, 1960 darbesiyle elde ettikleri ayrıcalıklı konumlarını kaybetmemek için harekete geçen bürokratik mekanizmalarla karşı karşıya geldi. Ak Parti süreklilik taşıyan hamlelerle hem bürokrasiyi yeniden düzenledi, hem de bürokrasinin siyaset üzerindeki hâkimiyetini sona erdirerek sivil siyasetin önünü açtı.

 

28 Şubat darbesinin en öğretici yanı şu oldu: Toplumsal zemini oluşturan değerleri yok sayarak, toplumun değerlerine karşı savaşarak yeni bir düzen oluşturmak mümkün değildir.

Yazar - Detay - Alt
 

KISACA BİZ

Ribat Eğitim Vakfı Adapazarı Şubesi olarak 1995 yılından beri sevgili hemşehrilerimize hizmet etmek çabasındayız. Kadın, erkek ve çocuklar olarak tüm aile fertlerine eğitim, kültür ve sosyal konularda programlar düzenlemekteyiz. Maddî ve manevî yönden katkılarda bulunmaktayız.

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.