Yazar - Detay - Üst

Ömer Faruk Akpınar

Ömer Faruk Akpınar

20 Ocak 2018 Cumartesi 10:49:59

744 kez okundu.

Yazarın Biyografisi Yazarın Diğer Yazıları

BORCA SADÂKAT ve AHDE VEFA 

İnananlarını her zaman iyiye ve güzele yönlendiren Yüce Dinimiz İslâm, iyi insan olmanın özelliklerinden birinin verilen söze sadâkat olduğunu öğretir. Bir âyetinde Yüce Rabbimiz, gerçek iyiliğin, kişinin inançlı olması ve ibâdetleri yanında söz verdiğinde sözlerini yerine getirmesinde olduğunu belirtmiştir.[i] Sözünde durma, verdiği sözlere bağlı kalma, özü ve sözü doğru olma anlamına gelen ahde vefa , İslâm ahlâkının en önemli prensiplerinden biridir.[ii] Verdiği sözü tutması, kulluk bilincine sâhip olan müslümanın özellikleri arasında zikredilmiştir.[iii]

Söze sadık olmanın, Allah’a ve insanlara verilen sözlere riayet şeklinde iki boyutu vardır. İnsanlara verilen ve tutulması gereken sözlerden birisi de belli bir süreliğine alınan borçlardır. Mal ve servetin bir imtihan vesilesi olduğunu bildiren Rabbimiz’in, kullarından bir kısmını darlıkla, bir kısmını da bollukla imtihan ettiği herkesin malûmudur. Toplumsal hayattaki bu ekonomik farklılık, insanlardan bir kısmını diğerlerinden borç almaya itmekte, bu vesile ile zengin kimse borç verme hususunda, darda olan ise borca riayeti noktasında sınanmaktadır. Yüce Rabbimiz bolluğu da darlığı da verenin kendisi olduğunu hatırlattığı ayetinde, “ Allah'a güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek kim var? (Versin ki) Allah da ona kat kat mükâfatını versin. ”[iv] buyurarak borç isteyene yardımcı olmaya kullarını teşvik etmektedir. Kur’ân’da, borç vermenin prensipleri de belirtilmektedir. Kur’ân’daki en uzun âyet, borç hukuku ile ilgilidir (Bakara, 280). Bu sebeple bu âyete “müdâyene (borçlanma) âyeti” denmiştir.

Allah Rasûlü (sav) de hadislerinde, ihtiyacı olanlara borç vermeye teşvik etmiş, borçlu kimsenin ahde vefalı olması gereğini vurgulamış, borç alıp verme ile alâkalı bazı ilkeler koymuştur. Konularına göre (ale’l-ebvâb) tertip edilmiş hadis kitaplarında, borç alıp vermeye dair hadislerin bulunduğu “büyû’ (alışveriş)”, “icâre (kiralama)”, “şerike (ortaklık)” “vekâle”, “havâle” “rehin” bölümlerinin yanısıra sadece borç ahkâmına dair hadislerin yer aldığı “İstikrâz (borç alma)” bölümlerine de yer verilmiştir. Ayrıca, borç sebebiyle meydana gelen anlaşmazlıklar ve çözüm yollarını ihtiva eden “husûmât”, “sulh”, “akdıye” bölümleri yazılmıştır.

Her yönüyle bizler için iyi bir önder, her sözüyle bizlere rehber olan Efendimiz (sav), borç hukuku ile alâkalı olarak, aldığı borcu vaktinde ödeyen kimsenin hayırlılardan olacağını haber vermiştir. Bir hadislerinde “ Sizin en hayırlınız, borcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir. ” buyurmuştur.[v] Başka bir hadiste “ Allah katında kıyâmet günü en hayırlılarınız, sözlerinde duranlar ve borçlarını en güzel şekilde ödeyenlerdir. ” buyurmuş, [vi] zengin olduğu hâlde borcunu geciktiren kimsenin zâlimlik yapmış olacağını belirtmiştir.[vii]

Borcunu vaktinde ödemeyenler, insanlardaki güven duygusunu körelterek topluma büyük zarar vermektedirler. İmkânı olduğu hâlde borcunu geciktiren, borçlu olduğu hâlde arzularından taviz vermeyip tasarruf yolunu tercih etmeyen, borcu borçla kapatma düşüncesiyle sürekli borçlanan, süresince ödeyemeyeceğini bildiği hâlde istediği sırf borcu alabilmek için vadeyi erken söyleyen, borcu ödememek için türlü türlü bahaneler uyduran kimse, yalan, hile, aldatma, sözünde durmama, hak yeme veballerini üstlenmekte, toplum nezdindeki itibarını ve müslüman onurunu zedelemektedir. Hadislerde müslümanın doğru sözlülüğüne vurgu yapılması, verdiği sözü tutmamanın nifak alâmetlerinden sayılması bundandır.

Borç almak helâl olsa da kişi, ödeyemeyeceği borcun altına girmemelidir. Allah Rasûlü’nün sık yaptığı duaların biri de ağır borç yükünden Allah’a sığınması olmuştur.[viii] Bugün maalesef milyonlarca insanımız, kapitalist sistemin esiri olarak bankalardan aldıkları krediler ve hesabını görmeden yaptığı kredi kartları harcamalarının borçları altında ezilmekte, günden güne iflas etmektedir. Feraset sahibi mü’minin, bu hususta gereken hassasiyeti göstermesi, şayet bilmeden ağır borç yükü altına girmişse -gurur meselesi yapmaksızın- durumunu kardeşleriyle paylaşması ve yardım talep etmesi, bir daha böyle hataya düşmemesi önemlidir.

Gençliğinde ticaretle uğraşmış olan Rasûl-i Ekrem Efendimiz de zaman zaman borçlanmış, borçlu kimsenin takınması gereken tavır konusunda ümmetine örnek olmuştur. Bir keresinde birinden borç olarak bir deve almıştı. Alacaklı kimse, kendisinden borcu ödemesini istediğinde imkânı bulunmadığından ashabında yardım talep etmişti. Aynı emsalde bir deve bulunamadığından borç aldığından yaşça daha büyük bir deve ile borcunu ödemişti. Adam, “Sen bana fazlasıyla verdin, Allah da sana fazlasıyla versin.” deyince de Allah Rasulü: “ Sizin en hayırlınız, borcu en güzel şekilde ödeyeninizdir. ” buyurmuştu.[ix]

Bir başka rivayette şu olay anlatılır: Hz. Peygamber, depoda ihtiyaç için saklanan bir miktar hurma karşılığında bir deve satın almıştı. Ancak eve geldiğinde depoda hurma kalmadığını gördü. Durumu, deveyi satın aldığı bedeviye bildirince o: “Ne büyük hainlik!” deyiverdi. Bu sözü duyan ashab, ona müdahale etmek isteyince Efendimiz: “Onu rahat bırakın; çünkü hak sâhibinin söz söyleme hakkı vardır.” buyurdu. Daha sonra hurma işi ile meşgul bir hanım olan Havle bint Hakîm’e bir adam göndererek ondan borcunu ödeyecek kadar hurma talep etmiş ve ondan ödünç aldıklarıyla adama borcunu ödemişti.[x]

Allah Rasûlü, gerekmekdikçe borç alınmaması gereğine de işaret etmiştir. Öyle ki, bir cenaze olduğunda, mevtanın borcu olup olmadığını sormuş, borcu yoksa cenaze namazını kıldırmış, borcu olup da geriye bir mal bırakmamış kimsenin namazını ise kıldırmaktan geri durmuştur. Ashabdan Ebû Katâde, adamın borcuna kefil olduğunu söyleyince onun da namazını kıldırmıştır.[xi] Bu nebevî uygulama, toplumumuzda cenaze mersaimlerinde “mevtayı nasıl bilirsiniz?” sorusu yanında mevtanın borcunun olup olmamasının sorulması ve helâllik alınmasının da temelini oluşturmaktadır.

Her işte olduğu gibi borç alıp vermede de iyi niyet önemlidir. Borç veren kimse, verdiği kimseyi nüfûz altına alma veya birilerine yaranma düşüncesi olmaksızın, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek borç vermeli; borç alan kişi, ihtiyacını gidermek ve imkân bulduğu ilk anda geri ödeme niyeti ile borç istemelidir. Hz. Peygamber, kişinin, geri ödeme niyetiyle borç alması ile ilgili de şunları söylemiştir: “İnsanların malını, ödeme niyetiyle alan kimseye Allah (borcunu) ödettirir. Telef etme (ödememe) niyetiyle alan kimsenin ise malını telef eder.”[xii]

Borcun ödemesinin en güzel şekilde yapılmasının tavsiye edilmesi de manidardır. Kişi, vadesi gelen borcunu ödeme konusunda sıkıntı çıkarmamalı, “İyi ki bir borç verdin” “Malını yemedik ya!” “Borcum borç!” vb. ifadelerle alacaklısını kınamamalı, borcunu helâl yoldan, helâl kazançla ödemeli, aldığı borcun dengi veya -önceden şart koşulmaması şartıyla- daha iyisi ile mukabelede bulunmalı, borcu aldığı kimseye teşekkür etmeli, malının bereketlenmesi için dua etmelidir. Nitekim Efendimiz, borcunu öderken kolaylık gösterene Allah’tan rahmet niyazında bulunmuştur.[xiii]

Öte yandan borcu veren kimse, borçlunun imkânsızlık durumunu anlayışla karşılamalı, elinden geldiğince alacağını öteleyerek ona kolaylık göstermelidir. Bu hususta Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Borçlu kimse sıkıntı ve darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Şunu bilin ki borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.”[xiv] Yâni herhangi bir art niyeti olmaksızın borcunu ödeyecek imkânı olmayan kimseyi sık boğaz etmemek, hatta Allah rızasını gözeterek alacaktan vazgeçmek ilâhî bir emir ve tavsiyedir. Efendimiz de “Alacağını isterken kolaylık gösterene Allah rahmet etsin!” [xv] “Sıkışık olan borçlu kimseye kolaylık gösterene Allah dünya ve ahirette kolaylık göstersin.” [xvi] “Kim sıkışık vaziyette olan birine mühlet tanır veya borcu hafifletirse, Allah da kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmayacağı kıyâmet gününde onu arşının gölgesinde gölgelendirir.” [xvii] buyurarak insanları en hayırlı olana teşvik etmiştir.

Belli bir vade belirlenerek satılan hizmetler de borç kapmasında değerlendirilir. Ücreti peşin ödenmiş olan siparişler ve işçilikler, siparişi alan firma veya işçiliği yapacak olan usta üzerine bir borç olup vaad edilen sürede yerine getirilmesi veya ona göre bir süre tayin edilmesi gerekir. Üzüntüyle belirtmek gerekir ki bu konuda toplumumuzda büyük bir gevşeklik, buna bağlı olarak da güvensizlik bulunmaktadır. Bu konuda daha duyarlı olmalı, çevremizdekileri uyarmalıyız. İnanan kimse için söz, senet olmalıdır.

Son olarak; dualarımızda sık sık, ağır borç yükünden Allah’a sığınarak acziyetimizi ifade etmemizin, borçlu olanlarımıza helâlinden edâlar talep etmemizin ne denli önemli olduğunu hatırlatmak yerinde olacaktır.

 

[1] Bakara, 2/245.

[1] Buhârî, Vekalet, 5; İstikrâz, 7; Müslim, Müsâkât, 118.

[1] İbn Ebî Şeybe, Musannef, 11/353; Ahmed, Müsned, 43/338;

[1] Buhârî, İstikrâz, 12; Müslim, Müsâkât, 33.

[1]Nesai, İstiaze,24; Ebû Dâvud, Vitr, 32.

[1] Buhârî, İstikrâz, 6,7.

[1] Abdürrezzâk, Musannef, 8/317; Abd b. Humeyd, Müsned, 1/435; Ahmed, Müsned, 43/337-338.

[1] Tirmizi, Cenâiz, 69; Nesâi, Cenâiz, 67.

[1] Buhârî, İstikrâz, 2; Ahmed, Müsned, 14/347.

[1]İbn Hibbân, Sahîh, 11/267.

[1] Bakara, 2/280.

[1] Buhârî, Büyû’, 16; İbn Mâce, Ticârât, 28.

[1] İbn Mâce, Sadakât, 14.

[1] Tirmizî, Büyû’, 67; Dârimî, Büyû’, 50. Ayrıca bkz. Müslim, Zühd, 74.

[iii] Mü’minûn, 23/8.

[iv] Bakara, 2/245.

[v] Buhârî, Vekal[v]Nesai, İstiaze,24; Ebû Dâvud, Vitr, 32.

[v] Buhârî, İstikrâz, 6,7.

[v] Abdürrezzâk, Musannef, 8/317; Abd b. Humeyd, Müsned, 1/435; Ahmed, Müsned, 43/337-338.

[v] Tirmizi, Cenâiz, 69; Nesâi, Cenâiz, 67.

[v] Buhârî, İstikrâz, 2; Ahmed, Müsned, 14/347.

[v]İbn Hibbân, Sahîh, 11/267.

[v] Bakara, 2/280.

[v] Buhârî, Büyû’, 16; İbn Mâce, Ticârât, 28.

[v] İbn Mâce, Sadakât, 14.

[v] Tirmizî, Büyû’, 67; Dârimî, Büyû’, 50. Ayrıca bkz. Müslim, Zühd, 74.et, 5; İstikrâz, 7; Müslim, Müsâkât, 118.

[vi] İbn Ebî Şeybe, Musannef, 11/353; Ahmed, Müsned, 43/338;

[vii] Buhârî, İstikrâz, 12; Müslim, Müsâkât, 33.

[viii]Nesai, İstiaze,24; Ebû Dâvud, Vitr, 32.

[ix] Buhârî, İstikrâz, 6,7.

[x] Abdürrezzâk, Musannef, 8/317; Abd b. Humeyd, Müsned, 1/435; Ahmed, Müsned, 43/337-338.

[xi] Tirmizi, Cenâiz, 69; Nesâi, Cenâiz, 67.

[xii] Buhârî, İstikrâz, 2; Ahmed, Müsned, 14/347.

[xiii]İbn Hibbân, Sahîh, 11/267.

[xiv] Bakara, 2/280.

[xv] Buhârî, Büyû’, 16; İbn Mâce, Ticârât, 28.

[xvi] İbn Mâce, Sadakât, 14.

[xvii] Tirmizî, Büyû’, 67; Dârimî, Büyû’, 50. Ayrıca bkz. Müslim, Zühd, 74.

Yazar - Detay - Alt
 

KISACA BİZ

Ribat Eğitim Vakfı Adapazarı Şubesi olarak 1995 yılından beri sevgili hemşehrilerimize hizmet etmek çabasındayız. Kadın, erkek ve çocuklar olarak tüm aile fertlerine eğitim, kültür ve sosyal konularda programlar düzenlemekteyiz. Maddî ve manevî yönden katkılarda bulunmaktayız.

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.