Yazar - Detay - Üst

Bayram YILMAZ

Bayram YILMAZ

9 Ocak 2018 Salı 23:30:05

443 kez okundu.

Yazarın Biyografisi Yazarın Diğer Yazıları

İnsanlığın Kısa Tarihi

 

Ali Şeriati, Dinler Tarihi kitabında tüm insanlık tarihini kökten değiştiren iki temel devrim-dönüşümden bahseder. Bunların birincisi Mülkiyet kavramının oluşumu ve gelişimidir.İkincisi ise sanayi devrimidir ki bu iki mesele tüm coğrafyalarda yaşayan insanları etkilemiş ve dönüştürmüştür. Bu dönüştürme süreci aynı zamanda üretim, değişim ve iktidar aygıtlarının biçimlerini değiştirmiş,Bu araçlara sahip olabilme İktidara da sahip olabilme ile direkt ilişkili olmuştur.

İnsanların su kenarlarında başlayan suyun akışını öngörebilme ve kontrol edebilme cabası kendi ihtiyacından fazla ürün (artık değer) elde etmesine sonucunu doğurmuştur. Bu fazla ve muhafaza edilmesi gerekli olan artık değer, bir değişim aracı olarak işlev görmüştür. Takasla başlayan değişim (şimdilerde bartır diyorlar) İnsanların farklı meslek alanlarında yoğunlaşması sonucunu üretmiştir.

İnsan topluluklarının ihtiyaçtan fazla ve güvenli ekim-dikim yapılabilmesi, hasat edilen ürünün korunması, imar edilen evlerin ve sitelerin muhafaza edilmesi ve güven duygusu ihtiyacı; güvenlikle ilgili(askeri sınıf)istihdam üretmiştir.

Askerlik mesleğin saygınlık ve statü üretmesi;askere sahip olmanın, iktidara sahip olmak anlamına geldiği bir sürece yol açmıştır. Lokal (site) yapılanmaların iktidar alanların birbiri ile olan etkileşimi ise daha büyük iktidarlara(devlet)sebep olmuştur.

İnsanlık sürekli devam eden iktidarın üretilmesi ve korunması mücadelesinin acı, travma ve trajedi üreten sıkıntıları ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Ötekileştirme acıyı, acılar toplumsal hercümerci üretirken, muhalifliğin iktidar olduğunda karşı çıktığına benzemesi ise trajediyi doğurmuştur.

İlk site devletlerinde bireysel ve toplumsal güç askeri yeteneklerinizle ilgili olmasına karşılık, Ortaçağ dönemlerinde ise güç, toprak sahibi olmak ve topraktan en fazla artık değer üretebilmekle ilgiliydi.

Gücün imkân üretmesi, imkânın saygınlık ve statü sağlaması insanlarda (Bedüzzamanın benzetmesi ile) cinsel arzunun bin katına kadar iktidar şehvetine tutulmalarına neden olmuştur. Tevhit inancının Allah nezdinde makbul olmayı vazeden hükmüne ve üstünlük takva iledir… Akaidine teslim olamayanların kendilerini kurtaramayacakları bir sarmaldır bu… Allah yar ve yardımcımız olsun.

***

İkinci olarak 17 yüzyılda herkesin el örme kazakları giydiği bir dönemden herkesin makine katkısıyla kıyafetler sahibi olduğu bir döneme sıçratan Sanayi Devrimidir… Sanayi Devrimi üretimde insan emeği katkısını azaltıp, makinelerin belirleyici olmaya başladığı bir süreçtir.

Sanayi dönemi iktidar ve güç üretiminde en önemli unsurun üretim araçlarına sahip olabilmek olduğunu gerçeğini herkese kabul ettirebilmiştir. Bu kabul ettirme süreci coğrafi olarak dezavantajlı olan birleşik krallığın tarih sahnesinde öne çıkmasına yol açmıştır. (Ben naçizane;İngiltere’nin bu süreçte ön almasının yönetim anlayışından bağımsız olmadığını düşünüyorum)

Bugün bile bir kamyon pamuk alabilmek için kaç tane gömlek satmamız lazım sorusunun cevabı bu imkân üretme süreçlerinde üretim araçlarının önemini ortaya çıkarmaktadır.

Kaç gömlek sorusunun cevabı İtalya’da ve Çin’de farklı sayılara tekabül etmektedir. Bu da modern toplumda İmkân(iktidar) üretebilmenin algı üretmekle de çok ilgisi olduğunu ortaya çıkarır. Aynı fason imalathaneden, aynı kalitede çıkan bir gömlek veya bir oturma gurubu takımı farklı isimler altında çok farklı fiyattan satılmaktadır. Bu fiyatın çok ciddi oranda farklılaşmasının nedenleri üzerinde önemle durulması gerekir.  Hatta aynı markanın farklı muhitteki mağazalarda farklı fiyattan satılabilmesi durumu İnsan davranışlarının (insan ilişkilerinin ürettiği iktidarın da)çoğu zaman gerçeğe değil zanna, imaja, algıya yaslandığının göstergelerinden biridir.

Sanayi toplumundan sonra geldiğimiz bilgi toplumunda güç; bilgiyi ve onun ötesinde algıyı yönetebilenlerin elindedir. Neden algıyı yönetmek sorusunun cevabı önemlidir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi İstenilen davranış değişikliğini üretebilmek olguların istenilen şekilde algılatabilmeyi sağlayabilmekle ilgilidir. Dinsel alanda (ki bu tüm alanlar demektir) bile tasavvurunuz davranış biçiminizi belirler. Farklı dini pratikler aynı olayın değişik algılanmasından dolayıdır. Tarikat ehli bir insanın Peygamber tasavvuru ile Selefi bir anlayışın Peygamber tasavvuru çok farklıdır.

İktidar Oyunları adlı ünlü bir dizedeki bilge danışman lord Varys rolündeki dizi oyuncusunun repliği ile devam edelim“… aynı odada bulunan bir rahip, bir zenginve bir kral var. Bunların her biri odadaki bekleyenve elinde kılıcı olan askerden diğer ikisini öldürmesini ister.”diye anlatır ve sorar “şimdi söyle bakalım kim en güçlü?”Cevabı kendisi verir “Güç siz nerede olduğuna inanıyorsanız ordadırlordum. Ne eksik ne fazla, Güç sadece bir gölgedir. Bazen küçük adamların da büyük gölgeleri olur…”

***

Sosyolog Ali ŞERİATİ’nin tespiti ile bu iki dönüştürücü kırılma anına naçizane olarak bir üçüncüsünü de ben eklemek istiyorum. O da -BerlinWittenau-HermannStraBe metro hattında bir kez daha tespit ettiğim üzere- teknolojinin mobil iletişim imkanlarındaki meydana getirdiği sıçramadır. Bu sıçrama etnik ve inançlardan bağımsız olarak tüm insanların alışkanlıklarını değiştirmiştir. İnsanların bireysel ve mobil olarak haberleşme, iletişim, etkileşim imkânı bulabilmiş olması aktif olma anlamında müthiş bir imkândır. (Bu yazı 27Eylülde Berlin’de yazılmıştır.) Bu imkân var olma, varlığını ifade etme ve sosyalleşme ihtiyaçlarını ve ihtiyacın giderilme şeklini hiçbir kimseyi dışarda bırakmayacak şekilde değiştirmiş-dönüştürmüştür.

Almanya’nın Berlin şehri çok fazla etnik unsurun hayatın her anında, Şehrin her kesişme noktasında bazen iç içe bazen de teğet halde yaşadığı-yaşandığı bir şehir.  İnsanların kurallarla yaşadığı,küçük dünyamızın bu düzenli şehrinde, metroda yanınıza oturan, sizinle tek kelime konuşma ihtiyacı hissetmeden yolculuğunu sürdüren, milliyetini çözemediğiniz, yaşı ellilerdeki amcamın elindeki telefonda bizim meslek liseli öğrencilerimiz gibi candycrush oynadığını görünce içinizden; “ulan burada da rahat bırakmıyorlar…!” tepkisini veriyorsunuz. Berlin programı kapsamında görüştüğümüz TRT Berlin Temsilcisinin mültecilerle ilgili gözlemlerini aktarırken “ha burada bayanın elindeki telefonda İPhone5…” tespitini paylaşması an itibari ile teknolojiyle olan mahkûmiyet ilişkimizi gösteriyor.

Bu iletişim-etkileşim imkânlarına bu kadar kısa sürede nasıl oldu da herkes sahip olabildi?

Marmara Üniversitesinde öğrenciyken Siyasi Tarih Kulübü olarak davet ettiğimiz Yazar Alev ALATLI anlatmıştı “Amerika’da Üniversitedeyken hocama sormuştum Atom bombasının formülünü bulduğunuzda onu niye yırtıp atmazsınız? diye” Hocasının cevabı çok ilginç olmuş “Siz Türklerin Yunanlılarla niye anlaşamadığınız belli” demiş.  Hocanın cevabı bu kadar… “Ben diyor hocanın ne dediğini o esnada anlamadım. Ne diyor bu diye düşündüm…” Hocasının demek istediği daha sonra anladığı itiraf ederek kastının; “sizler batının düşünme biçiminden çok uzak ve farklı düşünüyorsunuz. O yüzden biz sizinle anlaşamayız. Sen zannediyor musun atom bombası tesadüfen bulundu…” biçiminde açıklamıştı.

***

Sömürge dönemi ile başlayan batı kalkınmasını sürdürülebilir kılmak için üretim araçları kadar (belki daha fazla) algı üretme imkânlarının da kontrolünü elde tutmak gerekmektedir. İstanbul’da üretilen 100 dolara alacağınız bir deri mont İtalya gümrüğüne girdikten sonra 1200 dolara İstanbul’da müşteri bulabiliyor, sadece barkodu üzerinden ilgi devşiriliyorsa bu kompleksi üreten süreci çok iyi irdelememiz gerekmektedir.  Bunu yapabilmek de güneş gözlüğünü başında taşıyan insanların gerçekleştirebileceği bir iş değildir…

Meselenin önemini aktarabilmek için açıklayıcı bir örnek olarak; sigara alışkanlığını ve bunun devam eden sömürge tarihi içindeki yeri incelenebilir. Tütün ve tütün ürünlerini piyasaya sürmek İngiliz aklının ürünüdür. Amerika’da keşfettiği bu bitkiyi ticari ürün (şimdilerde inivasyon diyorlar) haline getiriyor. Tüm dünyada sigara içme kültürünü yaygınlaştırır ve tütün ticareti yapar. İngiltere 20. Yüzyılın başlarında Çin’den aldığı ürünlerin (özellikle çay ve pirincin) parasını ödemek için Çin toplumunu her türlü uyuşturucuya alıştırır ve bunun ticaretini yapar.  (“cafe”nin de hikayesi paraleldir. Afrika’nın sömürme hikâyesinin bir kısmını oluşturur…)

Sigara içerek sömürüye gönüllü yazılan insanların sigara başlama nedenlerine baktığımızda; sigara ile imajlarını bütünleştirme arzusu, sigaranın dertlerini hafifleteceği yanılgısına veya sigara içerek keyif alınacağı ön kabulü(salaklığın)nden kaynaklanır.  Algı yönetimi ile sigara içmek; Erkeklikle, cesaretle, zenginlikle, cazibe ile ilişkilendirilir.  Sonrasında bir ömür boyu (gelirinize göre) hergün en az 1-2 saat başkaları için çalışmak. Tüm bunlar sigara ile ilgili medyanın ürettiği algı zokasını yuttuktan sonra olabilecek şeyler. Yeri gelmişken ifade edelim Sakarya’da otomobil üreten 22 Milyar dolarlık Otomobil fabrikasının (kriz olmaz ise) yıllık karı ile 500 milyon dolarlık İstanbul’daki bir sigara firmasının üretim tesisinin karı nerdeyse eşittir. (lütfen bunu biraz tefekkür edin)

Görünür olma isteği, imaj üzerinden ilgi, sevgi, saygınlık talebi Kapitalizmin ana motorudur. Çünkü ihtiyaçlar sınırlı, arzular sınırsızdır. İnsanoğlunun istekleri nispet üzerinden şekillenir ve devam eder. “Komşumuzda olan bir eşya niye bizde de olmasın.”, “Bizin televizyonda gördüğünüz artistlerden neyiniz eksik…”,“Niye bizimde gösterişli bir arabamız olmasın hem 36 ay taksitle. Arabamızı herkes görür ama borcumuzu sadece biz biliriz…”

Sevilme ve saygı görme ihtiyacına eşya üzerinden ulaşmaya çalışmak eşyayı işlevselliğinden daha fazla önemli görülmesine neden olmuştur. “Ben”, “benim” duygusu, ben marka giyebildiğim için saygıyı, parfüm kullandığım için ilgiyi “hak” ediyorum beklentisi davranışlarımızı biçimlendirir.

Arzuları çoğaltma, ilgi, saygı, statü kazanmanın paradigmalarını belirleyebilmekte her birimizin evindeki ve cebindeki görüntü aktarma cihazlarıyla üretilir ve çoğaltılır. Bu öyle etkili bir yöntemdir ki Amerika da askeri harcamaların en az beş katı kadar İmaj (kozmetik) harcamaları yapılmaktadır.

Ne acıdır ki İç çamaşırının bile imaj nesnesi olarak pazarlanabildiği, görsellik üzerinden kurgulanan kimlik(siz)lerin,  kişiyi kendine bile yabancılaştırdığı imkânlar dünyasında yaşamaktayız…

Global sistemin sorunsuz işleyebilmesi ve herkesi sömürmek için; herkesin gözüne, gönlüne, cebine girmek zorunluluktur.

Avuç içi kadar bilgisayarlar sayesinde herkese ulaşabilme imkânı üretilebilmiştir. Herkes bilgiyi üreten ve aktarım imkânlarını elinde bulunduranların sunduklarıyla kolayca muhatap olabilmektedir. Bu sayede herkes dünya kupasıyla ilgilenebilmekte, Amerikan dizi ve filmlerini izleyebilmekte, herkes istediği yerden bankacılık ve borsa işlemi yapabilmektedir. İlgi duyanlar bilmem kimin kaba etiyle, leydi Diana’nın dramatik ölümüyle ilgilenmektedir. Fıkıh bilgisini bile bilgisayardan öğrenen bir kuşak ahlak denilince acaba ne anlar? (dikkat edin anlar dedim.) Bir şekilde herkesi sistemin parçası ve mahkûmu yapmanız lazım ki kimse sistem dışı kalmasın. Ha bu arada birileri “matrix ulan burası” derse de Onları da insanlığın düşmanı teröristler olarak yaftalamak için her türlü imkân ellerinde… Ne de olsa “inanılmayacak yalan yoktur, eksik propaganda vardır…”

Zokayı yutmayanlardan olmanız dileğiyle… Vesselam…

Yazar - Detay - Alt
 

KISACA BİZ

Ribat Eğitim Vakfı Adapazarı Şubesi olarak 1995 yılından beri sevgili hemşehrilerimize hizmet etmek çabasındayız. Kadın, erkek ve çocuklar olarak tüm aile fertlerine eğitim, kültür ve sosyal konularda programlar düzenlemekteyiz. Maddî ve manevî yönden katkılarda bulunmaktayız.

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.