Yazar - Detay - Üst

Haticenur CANLI

Haticenur CANLI

7 Kasım 2017 Salı 08:54:44

250 kez okundu.

Yazarın Biyografisi Yazarın Diğer Yazıları

Peygamber (Sav)’e Geç Kalmayalım

Kur’an âlemlerin Rabbi tarafından kıyâmete kadar bize hidâyet nûru olması için gönderilmiştir. Bu sebeple içerisinde hem insanların cennete ulaşmaları için yapması gerekenleri belirleyen kurallar, hem de doğru yoldan sapma temayüllerine karşı onları hidâyete iletecek âyetler yer alır. Allah (cc) kitabında yer yer kıssalar anlatarak insanlara misâller sunar. Çünkü her ne kadar farklı devirlerde yaşamış olunsa da insan tek bir Yaratıcı’nın eseri olduğu için fıtraten aynıdır. “Bu ağaçtan yeme” denmesine rağmen yasağın celp ettiği Âdem (as) ile “bu kapıyı açma” denmesine rağmen yalnızca o kapının ardını merak eden insanın arzusu aynı fıtratın mahsulüdür. İşte bu sebeple Allah (cc) bize hem Peygamberlerinden hem de onların düşmanlarından örnek veriyor ki, fıtratta bulunan duyguların tezahürlerini görebilelim. Zira insan olmak tam bu noktada başlayan bir gerçektir. Ortaya konulmuş bir fıtrat ve tercihe sunulmuş iki yol olan hak ve bâtıl…

Rabbimiz ise bu dünya geçidinde bizi yalnız bırakmıyor ve dâima hak yolun temsilcilerini işaret ediyor ki, insan ayağı kaymaya başladığında onlara tutunarak kalkabilsin. Bu temsilcilerin her açıdan bize önderlik edenleri şüphesiz sahabe neslidir. Çünkü onlar kıyâmete kadar bizi doğruya iletecek olan Kur’an’ın bizzat muhatapları olmuştur. Âyetleri yaşamalarıyla mahfuz etmişlerdir. Yaptıkları bizzat Allah tarafından onaylanmış yahut hataları âyetlerle uyarılmıştır. Bize yol gösteren önderlerden biri de Ka’b b. Malik (ra) ve sıcak havalarda mücâdelenin nişânesi Tebuk Seferi’dir. Kısaca bahsedecek olursak olay şöyle gerçekleşmiştir; Peygamber (sav) Medine’nin kavurucu sıcaklarında bir sefere niyet eder. Çoğu zaman nereye gidildiğini söylememesine rağmen bu defa seferin Tebuk’a yapılacağını ilân eder. Çünkü havalar sıcak, yol uzun, düşman güçlü ve de ürünlerin hasat yapılacağı bir zamandır. Yâni mü’minlerin Peygamberle aynı safta yer aldığı münâfıkların ise geride kaldığı bir seferdir. Fakat münâfık olmamasına rağmen sefere çıkmayan üç kişi daha vardır. Onlardan biri de Ka’b b. Malik’tir. Ka’b (radıyallahu anh) kendi diliyle de ifade ettiği gibi meyvelerin yetişmesini ve de gölgelenmeyi çok seviyordur. Bu sebeple ha bugün ha yarın hazırlık yaparım derken Peygamber ve ordusu sefere çıktığında o Medine’de kalmıştır. Ayrıca sonrasında da her ne kadar yetişirim diye düşünse de ona hazırlık yaptırmayan gaflet Peygambere yetişmesine de engel olmuştur. Efendimiz döndüğünde ise geride kalanlar bir bir mazeretlerini sunarken Ka’b (radıyallahu anh) hatasını kabul etmiş, onu seferden alıkoyan hiçbir sebebin olmadığını itiraf etmiş ve doğruyu söylemekten vazgeçmemiştir. Efendimiz ise onun hükmünü Allah’a bırakmıştır.Ve bu olaydan 50 gün sonra bizzat Allah tarafından tövbesinin şu âyetle kabul olunduğu müjdelenmiştir :

“Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çâre olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.” (Tevbe/118)

Şimdi 15 asır sonra biliyoruz ki Peygamber hâlâ dipdiri içimizde. Ve her gün yeniden doğan güneşle birlikte Efendimiz sefere niyetleniyor. Bu defa arkasına bir ordu asker değil, Kur’an ve Sünnet’i alıyor. Bizse gerek iş, gerek aş, gerek eş meşgaleleriyle uğraşırken Peygamberle sefere niyetlenmeyi unutuyoruz. Bazen de niyet etsek bile hazırlık yapmaya vakit bulamıyoruz.(!)

Peygamber ilerledikçe geç kalıyor, geç kaldığımız için hızlanmak yerine umutsuzca yerimizde saymaya devam ediyoruz. Asırlar değişiyor ama insan aynı insan, gaflet aynı gaflet. Bizi doğrultacak olan ise aynı Ka’b b. Malik’in yaptığı gibi Nebi (sav)’nin önüne diz çökmek ve nefsini temize çıkarmaya uğraşmadan Allah’tan af dilemektir. Af dilemenin yalnızca dil ile olmadığını farkedip Peygamber’e yetişmeye çalışmak olduğunu bilmektir. Şimdi Kur’an’ın bize bu örneği vermesinin hakkı olarak hiç durmadan, bahane taşlarına takılmadan adım atalım ve Peygambere geç kalmayalım. Kalmayalım ki yeryüzü tüm genişliğiyle bir avuç îmanı olan şu yüreklerimize dar gelmesin.

Yazar - Detay - Alt
 

KISACA BİZ

Ribat Eğitim Vakfı Adapazarı Şubesi olarak 1995 yılından beri sevgili hemşehrilerimize hizmet etmek çabasındayız. Kadın, erkek ve çocuklar olarak tüm aile fertlerine eğitim, kültür ve sosyal konularda programlar düzenlemekteyiz. Maddî ve manevî yönden katkılarda bulunmaktayız.

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.