Hakkımızda

Hakkımızda

Ribat Eğitim Vakfı Adapazarı Şubesi olarak 1995 yılından beri sevgili hemşehrilerimize hizmet etmek çabasındayız. Kadın, erkek ve çocuklar olarak tüm aile fertlerine eğitim, kültür ve sosyal konularda programlar düzenlemekteyiz. Maddî ve manevî yönden katkılarda bulunmaktayız. Hayata dönük olarak, öğrenip yaşamak için çocukların yetişmesinde, büyüklerin bilgilenmesinde ve ailelerin mutlu olmasında bir katkımız olabilmesi düşüncesiyle Konferanslar, Sohbetler, Özel Dersler, Yaz Okulları, Geziler, vs. gibi programların yapılması hep hedeflerimiz oldu.

Zamanla halkımıza programlarımızın, hedeflerimizin daha kapsamlı ve daha detaylı bir şekilde anlatılması, ulaştırılması, onlarla daha yakın ve daha sıcak bir irtibatın kurulabilmesi amacıyla yaptığımız istişareler neticesinde bunun bir Bülten’le daha rahat ve daha faydalı yapılabileceği fikri ortaya çıktı ve bu görüş ağırlık kazanarak hayata geçti.   

Önceleri daha dar kapsamlı, faaliyetlerimize ağırlık vermek ve Vakıf Şubemizde sohbetler yapan değerli hocalarımızın makaleleri, hanım kardeşlerimiz, genç kardeşlerimiz ve çocuklarımızın bazı çalışmalarını yayınlarız diyerek çıktığımız bu yolda, Rabbimiz güzel fırsatlar nasip ederek bu işleri geliştirdi ve kimilerinin fazla gitmez dedikleri bu çalışmamız (Çünkü erbabının malumudur ki, basılı yayın işleri çok meşakkatli ve uzun vadede pes edilen bir çalışmadır.)   Hamdolsun bu günümüze kadar gelişerek devam etti.

9 yılı geride bıraktığımız şu günlerde daha bir azim ve gayretle Adabülteni’mizin yayın hayatını devam ettirebilmenin çabasını bizlere nasip ettiği için Rabbimize sonsuz şükürler. Adabülteni’mizin bu güne kadar gelmesinde ve bizi bu çalışmalarımızda cesaretlendiren, dua ve yazılarıyla katkıda bulunarak yalnız bırakmayan şehrimiz ilim adamı muhterem hocalarımıza, diğer  bütün yazar-çizerlerimize, okuyucularımızın eline geçene kadar ki aşamalarda hizmeti geçen görünmeyen hizmet ehli kardeşlerimize, siz değerli okurlarımıza ve o okurlarımıza ulaşması için bütün maddî ve manevî imkânlarını seferber eden Vakıf Gönüllüleri kardeşlerimize de teşekkürü bir borç biliriz.    

Ancak günümüzde gelinen noktada yapılan araştırmalar okuyucunun tercihinin internetten yana olduğu yönündedir. Bazı dergilerin satış rakamları binin altındayken söz konusu dergilerin haber ve dergi sitelerine sâdece bir günde binlerce kişinin girmesi bunun bir göstergesidir.

Türkiye’deki İslâmî dergilerin diyebiliriz ki tamamı basılı yayını tercih etmektedir. Ayrıca İslâmî dergilerin tümünde olduğu gibi bizler de ticarî bir gaye gütmüyoruz. Azamî sayıda okuyucuya ulaşmayı hedefliyoruz ve bunun internet ortamında daha kolay başarılabileceğine inanıyoruz. Böylece biz de yalnız şehrimizde değil, bütün Ülkemizde hatta bütün dünyadan okunma, takip edilme imkânına kavuşmuş olacağız.   Olumsuz psikolojik etkileri olsa da sanal âlemde yazar ile okurun daha hızlı iletişim kurabildiği de inkâr edilemez bir hakikattir.  

Yazdıklarımızın okuyucuya daha kolay ulaşacağını düşündüğümüz için basılı yayın yanında internet üzerinden de yayın yapmanın 10. yılında Adabülteni Dergimiz için farklı bir perspektif olacağını düşünerek 2013 yılından itibaren www.adabulteni.com adresinde sizlerleyiz.

Ada’da  kalın…

RİBAT / MURÂBIT  

Hep heyecanlanmışımdır bu kelimeleri duyduğumda veya okuduğumda. Tabiî ki bu hâl bana  kelimelerin kavram ve manalarını öğrendikten sonra oldu. Aslında bu kelimeler biz Müslüman toplumlara hiç yabancı değildir ve gelmemelidir de. Ne çâre ki bilmem kaç senesinde bir gecede câhil bırakılışımızın bir neticesi olsa gerek bu unutkanlığımız veya yabancı gibi kalışımız.

Bizim Vakıf çalışmalarımızın ismi olan ve bu çalışmaların ürünlerinden biri olan Adabültenimizinsâhipliği de bu isim iledir. Biliyorsunuz ki bu isim; “Ribat Eğitim Vakfı”dır. Muhataplarımızın karşılarına bu isimle çıktığımızda bizlere sorulan soruların başında gelen ise; “Ribat ne demek, açılımı nedir? Onlar şöyle zannediyorlar; Ribat birkaç kelimenin kısaltılarak aldığı bir hâldir. Biz bir vakıf olduğumuz ve vakıf, dernek sendika, vs. isimleri genelde kısaltılarak uygun-hoş bir kelime şeklinde beyan edildiğinden muhataplarımız da bizim ismimizi öyle zannediyorlar olsa gerek.

Oysa ki bu isim Kur’an-ı Kerîm âyetlerinde ve Hadis-i Şeriflerde geçmektedir. Tabiî ki bunlara bağlı olarak İslâm Tarihi literatüründe de önemli bir yeri ve zamanı tutmaktadır.   

Rabbimiz bizlere Kur’an-ı Kerîm’in El-Enfâl Sûresi 60. âyetinde: “Sizde onlara (düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp (Ribat) beslenen atlar (süvari atları) hazırlayın ki, bununla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmeyip de Allah’ın bildiği diğerlerini korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir ve size asla zulmedilmez.”  ve Âl-i İmrân Sûresi 200. âyetinde de: “Ey iman edenler sabredin, sebat gösterin, Ribat yapın-Murâbıt olun (Allah yoluna sımsıkı bağlı kalın - Allah’ın düşmanlarını gözetleyerek hudutlarda kalın, ikâmet edin) ve Allah’tan korkun ki felah bulasınız - kurtuluşa eresiniz.” Diye buyurmaktadır.  

Hadis-i Şeriflerde ise; Allah yolunda savaşmak için atların hazır tutulması anlamında kullanıldığı gibi daha çok da nöbet tutmayı ifade etmektedir.

“Allah yolunda bir gece nöbet (Ribat) beklemek bir ay’ı oruç ve ibâdetle  geçirmekten daha hayırlıdır. Ölürse dünyada yaptığı ameli ve rızkı devam eder. Kabir azabından da emin olur.” (Buhari, Cihad, 73; Müslim, İmare, 163; Nesai, Cihad, 39.)

“İki göz vardır ki onlara ateş değmez. Allah korkusundan ağlayan göz ile Allah yolunda nöbet bekleyen göz.” (Tirmizi, Fedâila’l-Cihad, 12.)

Fıkıhçılar ise; “Ribat, Müslümanları kâfirlere karşı korumak için sınırlarda beklemektir. Sınır ise, halkın düşmandan korkusu olduğu her yerdir.” Demişlerdir.

Ribat; Müslüman süvarilerin atlarını bağlayıp nöbet tutmaları olayından adını aldığından sınırlarda at bulunsun bulunmasın nöbet tutmak için oluşturulmuş mekânların adıdır.

Ayrıca Ribat ismi maddî ve manevî birçok mânalarda da kullanılmıştır. Ordugâh, Kasır, Sınır Karakolu, Müstahkem Mevkî, Sınır Tekkesi gibi maddî yerler yanında, gönlü sevgiliye bağlayan, sevgi, bir namazdan sonra başka bir vakit namazını bekleme, birinin kalbine sabır sebat vererek kuvvetlendirme, cesur, kuvvetli-metin kalpli olma, korku anında temkinli-cesur olup kaçıvermeme gibi manevî anlamlarda da kullanılmıştır.

Ancak anlaşılacağı gibi bugün bu mâna ve mefhumlardan maalesef bîhaber olduğumuzdan veya bırakıldığımızdan bize en çok sorulan sorulardan olmaktadır.

Bir Müslüman olarak bütün bu güzel hasletlere sâhip olan ve bu güzellikleri de amele döken, hayatına aksettiren yâni fiilen yaşayan güzel insanlara da Murâbıt denmektedir. Kim böyle güzel, asil, övülmüş, Allah ve Rasûlünün takdir ve tasvibini almış kişi olmak istemez, bir mü’min olarak? Kim o güzel amelleri işleyip, gönlünü o mânevî iklimlere açmak istemez, bir mü’min olarak?

Şöyle bir düşündüm de, bizim ülkemizde de böyle güzel insanlar yaşadı mı diye? Hemen aklıma Kur’an kalesinin Murâbıtı Süleyman Hilmi TUNAHAN Hazretleri, iman kalesinin Murâbıtı Bediuzzaman Said Nursî Hazretleri, tasavvuf kalesinin Murâbıtlarından bir M. Sâmi RAMAZANOĞLU Hazretleri, bir M. Zâhid KOTKU Hazretleri, mücâdele kalesinin Murâtıbı Şeyh Said Hazretleri, ayrıca Kur’an müfessiri Elmalılı M. Hamdi YAZIR, Kur’an Şairi M. Akif ERSOY gibi daha birçok yazar, düşünür, fikir ve dava adamı muhterem zevat sökün ediverdi. Burada ismini zikretmemiş olduğum birçok merhum ve yaşayan bütün Murâbıtlarımızdan Allah râzı olsun ve sayılarını çoğaltsın. Çünkü bunlar bizlere fikir ve yaşantıları ile örnek ve önder olan şahsiyetlerdir.  

İşte ben bu mânaları öğrenip anladıktan sonra ne zaman Ribat ve Murâbıt sözlerini yâni bu kavramlarımızı duyuyorum, hep heyecanlanıyorum. Hele de sevgili hocam, değerli insan, dava ve gönül adamı, “Vakıf İnsan” Muhterem Abdullah BÜYÜK Hocaefendinin “Murâbıta Notlar”eserini okuyup, kendimi muhatap sandıktan sonra! Bu da şu sebepten olsa gerek: Ben de bir Murabıt olabilir miyim diye?    

Önce bir Dergi, daha sonrada bir Vakıf olarak bütün Türkiye insanlarına hizmet saadetinde  çaba sarfedenler,  bu ismi gerçekten çok ama çok yerinde ve mâna itibariyle de çok isabetli bir şekilde tesbit ederek hizmetlerinin ism-i hârikaları olarak seçmişler.

Ben şahsen hem bu isimle bizi tanıştırdıkları hem de  hizmetlerini bu ismin mâna ve mefhumuna uygun bir şekilde canla başla ülkemizde ve de şimdi de dünyada temsil ettikleri için bu ismin bânî veya bânîlerine müteşekkirim.

Evet, yıllardır tanıyıp ve hizmetlerini takdir ile takip ettiğim “Ribat Dergisi” ve “Ribat Eğitim Vakfı” kurucusu ve yöneticileri yukarıda izahına çalıştığımız minval üzere hizmetlerine devam etmektedirler. Bu güzelliklerden şehrimizde nasiplenmektedir. 1995 yılında faaliyete geçen Vakıf Şubemiz, hem Ribat Dergisinin temsilciliğini yapmakta hem de Vakfın kuruluş amacı çerçevesinde hemşehrilerimize hizmet etme gayretindedirler, İnşâallah aynen Ribat’ın mânasına uygun bir şekilde.  

KISACA BİZ

Ribat Eğitim Vakfı Adapazarı Şubesi olarak 1995 yılından beri sevgili hemşehrilerimize hizmet etmek çabasındayız. Kadın, erkek ve çocuklar olarak tüm aile fertlerine eğitim, kültür ve sosyal konularda programlar düzenlemekteyiz. Maddî ve manevî yönden katkılarda bulunmaktayız.

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.