Haber - Detay - Üst

SAÜ’de Savunma Sanayiinde Milli Buluşma ve SAYP Protokolü İmza Töreni Gerçekleştirildi

SAÜ’de Savunma Sanayiinde Milli Buluşma ve SAYP Protokolü İmza Töreni Gerçekleştirildi

SAÜ’de Savunma Sanayiinde Milli Buluşma ve SAYP Protokolü İmza Töreni Gerçekleştirildi

Savunma Sanayii için Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP) çerçevesinde proje geliştirilmesi amacıyla SAÜ öğretim üyeleri ile Savunma Sanayii kurum-kuruluşlarının bir araya geldiği, “Savunma Sanayiinde Milli Buluşma ve SAYP Protokolü İmza Töreni” SAÜ Kültür ve Kongre Merkezinde yapıldı.

Müsteşarlıkça hazırlanan SAYP sunumu ile başlayan programa Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ve Vali İrfan Balkanlıoğlu’nun yanı sıra;  Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Dr. Celal Sami Tüfekçi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, SAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Ali Yalçın, Vali Yardımcısı Bekir Dınkırcı, Sakarya Teknokent A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin, Ak Parti İl Başkanı Fevzi Kılıç, akademisyenler ile savunma sanayii kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Sakarya Teknokent A.Ş. koordinasyonunda yapılan programda, yerli savunma sanayii firmalarımızdan ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, FNSS, TAI, TEİ, CTECH, BİTES, STM, BMC POWER, OTOKAR ile Sakarya Üniversitesi ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında Yeni Nesil Savunma Teknolojileri Paneli de gerçekleştirildi.

Hukuk Fakültesi mezunu olarak kendilerine ‘Kim haklıysa, o güçlüdür’ sözünün öğretildiğini belirten Vali Balkanlıoğlu, “Kanunlar, devletin güvenlik güçleri, yargı sistemleri ve bizim gibi idareciler, haklının hakkını aramakla mükellefiz. Ancak görüyoruz ki, uluslararası alanda kim güçlüyse, o haklı durumda oluyor.  Maalesef gücün egemen olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Gelişmiş ülkelerde demokrasi ve insan hakları, sadece kendi vatandaşlarına uygulanan bir kavram veya sistem olarak görülüyor. Diğer insanlar için ise, sadece kağıt üzerinde kalıyor. Her ne kadar Birleşmiş Milletler’de uluslararası sözleşmeler ve birçok silah türlerinin kullanılamayacağına ilişkin imzalar olsa da, bu durum kullanana bağlı. BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesinden herhangi birinin katılmadığı tasarılar veto ediliyor, katliamlara yol açan bir ülke kınanmıyor.

Ayakta kalmak istiyorsak güçlü olacağız, kendi silahımızı, tankımızı, topumuzu en modern hali ile kendimiz yapacağız. Hepsi için finansman gerekiyor, finansmanı tarımdan,turizmden, diğer teknolojik ürünlerden elde edip çok çalışıp daha güçlü olacağız. Ancak ne olursa olsun en kalitelisini yapmamız lazım. Psikolojide ‘Siz kendinizi nasıl algılıyorsanız, karşı taraftakiler sizi öyle görür’ diye bir kavram vardır.  Biz kendimize güvenirsek yaparız, yapıyoruz da. Dünyanın en gelişmiş araştırma laboratuvarlarının başında veya en kritik komisyonlarında, Silikon Vadisinde, NASA’da bizim insanlarımız çalışıyor.

Çok zeki insanlarımız var, ama bunları keşfedemiyoruz. Keşfettiklerimizi elimizde tutamıyoruz. Üniversiteler aslında bu işin kaynağı olmasına rağmen bir dönem devletin polisi, jandarması gibi çalıştılar, bütün emeklerini amaçları dışında zayi ettiler. Yani kendilerini rejimin bekçisi olarak gördüler. Halbuki rejimi bekleyecek asker, polis, yargı sistemi ve biz idareciler, zaten bu konular için varız, üniversitelerin sadece bilimle uğraşması gerekir. Devletin resmi protokolünün dışında da sistemler, oluşumlar olmalı, onlara fırsatlar sağlanmalı. İnsanlarımıza yürüyeceği yolda imkânlar verilir ise, herşeyin en iyisini yapacaklarını biliyoruz. Sadece kendimiz için değil, dünyanın bütün mazlum ve mağdur milletlerinin, özellikle İslam Coğrafyasının buna çok ihtiyacı var.

Dünyanın bütün sevk ve idaresi silah sanayiinin elinde bulunuyor. Birbirleriyle çarpışan ve öldüren bir tane Hristiyan ülke var mı? Veya adamı keserken Jesus! Jesus! diye haykırıp, kesilirken de Jesus! diye bağıran gördünüz mü? İslam Coğrafyasında ise kesen de, kesilen de ‘Allahu ekber!’ diye bağırıyor. Bütün paramızı silah sanayine yatırıyoruz, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar gibi ülkeler de bütün gelirlerini gelişmiş ülkelerin silahlarına yatırıyor. Bizler ölesiye çalışırken, onlar sadece bilim ve teknolojilerini satarak keyif sürüyorlar. Şimdi şükür ki, bunlara bir son verecek yeni bir irade, yeni bir oluşum, yeni çalışmalar var. Önümüzdeki dönemde hem bizim hem de dünya milletlerinin daha mutlu olacağına inanıyorum. Allah’ında bizden istediği, hakkın egemen olacağı günler çok yakındır” dedi.

Bir yandan savunma sanayisinde kullanılan ürünlerin yerli olması azmini yürütürken bir taraftan da dünyada gelişmekte olan teknolojileri yakalayıp çeşitli ürünleri, buluşları hayata geçirecek bir yaklaşımda olmaları gerektiğini savunan Müsteşar Demir ise, “Şu anda konvansiyonel ve modern ürünlerde ülkemizin dışa bağımlılığını önlemek ve geleceği ıskalamamak gibi iki parametremiz var. Eğer teknoloji ve bilgiyle bir ürün yapabilecek kabiliyetimizin olduğuna inanıyorsak ve onun dünya marketlerinde çok çeşitli yerlerden tedariki mümkün ise, en optimumu tercih ve tedarik ederiz, yeter ki kabiliyetimiz kaybolmasın, ancak bazı kritik ürünlerde bunu yapamıyoruz. Burada mutlaka yerliye öncelik vermemiz gerekiyor. Bir taraftan güçlü ve modern silahlarla ürünlerle muharebe sahasında olmaya çalışılırken, ekonomiyi ve optimum maliyetleri de gözetmemiz gerekiyor. Savunma sanayisi dediğimizde sırf sahadaki muharebe araçları ve silahlar anlaşılmamalı. Aslında savunma sanayimizin güçlü olması ancak sanayinizin, bilim ve teknoloji seviyenizin güçlü olmasıyla mümkün. Bunu sağlamanın yolu da, insan kaynağı yetiştiren eğitime ve bilgiye dayanıyor" ifadelerini kullandı.

Panelin ardından yerli savunma sanayii firmaları ile Sakarya Üniversitesi ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında Savunma Sanayii için Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP) Protokolü imzalanırken, firma yetkililerine birer plaket de verildi.

HIZLI İLETİŞİM

Adres: Kemalpaşa Mah. 340.Sok. No:57 Serdivan

Telefon:0 (264) 277 19 46

E-Mail: adabulteni@adabulteni.com

HARİTADA DERNEĞİMİZ

Derneğimizin haritadaki konumu aşağıdaki gibidir.